SOCIAL SCIENCE DEVELOPMENT JOURNAL, cilt.7, sa.21, ss.14-21, 2022 (Hakemli Dergi)
Seramik sanatı ve tasarımının medeniyet sürecinde insanlığın sanat ve zanaat üretiminin başını çektiği düşünülmektedir. Geçmişi bu denli birikimli olan seramik, dolayısıyla izleyici okumasında yer etmiş kalıcı bir anlama sahiptir. Bu durum, seramiğin ilkelden bu yana bir bakıma varlığını borçlu olduğu eşya tabiatından ileri gelmektedir. Tarihsel olarak seramiğin imgesel ve obje karakteristiği ve buna bağlı anlamı ilkel ihtiyaçlarla şekillenen, yaşama yardımcı işlevsel malzemelere, bu bakımdan da eşyaya dönüşen bir süreç izler. Bu anlamda seramik izleyici zihninde seramiğin ilişkilendirildiği eşya karakteristiğiyle ilgili kültürlerarası bir düzgü oluşturmuştur. Bu bağlamda seramik sanatı özelinde malzemenin ve geleneksel nesne üretiminin getirisi işlevsel biçim göstergebilimsel bir ifadeye de kavuşmaktadır. Özelikle 1960 sonrası değişen sanatsal anlatım ve iyiden iyiye parçalanan geleneksel sanat anlayışı karşısında seramik sanatının bu atmosferin sultasından disiplinin işlevsellikle ilgili kendi iç çatışmasıyla geçtiği görülür. Seramik sanatçısı ya da malzeme olarak seramiği yeğleyen, sanat objesi üretiminde seramik teknolojisini kullanan sanatçılar, seramiğin geleneksel kodlarından sıyrılmayı ve öznel sanat yaratılarını disiplinin karakterini oluşturan malzemeye sadık kalarak ortaya koymayı ancak biçime dair yürüttükleri pratiklerle mümkün kılmışlardır. Bu anlamda sanat pratiği ele alınan Peter Voulkos’un seramik biçime müdahalesinde biçimde uyguladığı kesme, ekleme, delme, asamblaj gibi işlevi ortadan kaldıran, işlev ve onun getirisi kullanılabilirlik gibi önceden belirlenmiş, kanıksanmış durumunun dışında, işlevsel bağlamından kopararak ve sezgisel biçimlendirme anlayışıyla soyut dışavurumcu tavrı incelenmiştir.Seramik sanatı ve tasarımının medeniyet sürecinde insanlığın sanat ve zanaat üretiminin başını çektiği düşünülmektedir. Geçmişi bu denli birikimli olan seramik, dolayısıyla izleyici okumasında yer etmiş kalıcı bir anlama sahiptir. Bu durum, seramiğin ilkelden bu yana bir bakıma varlığını borçlu olduğu eşya tabiatından ileri gelmektedir. Tarihsel olarak seramiğin imgesel ve obje karakteristiği ve buna bağlı anlamı ilkel ihtiyaçlarla şekillenen, yaşama yardımcı işlevsel malzemelere, bu bakımdan da eşyaya dönüşen bir süreç izler. Bu anlamda seramik izleyici zihninde seramiğin ilişkilendirildiği eşya karakteristiğiyle ilgili kültürlerarası bir düzgü oluşturmuştur. Bu bağlamda seramik sanatı özelinde malzemenin ve geleneksel nesne üretiminin getirisi işlevsel biçim göstergebilimsel bir ifadeye de kavuşmaktadır. Özelikle 1960 sonrası değişen sanatsal anlatım ve iyiden iyiye parçalanan geleneksel sanat anlayışı karşısında seramik sanatının bu atmosferin sultasından disiplinin işlevsellikle ilgili kendi iç çatışmasıyla geçtiği görülür. Seramik sanatçısı ya da malzeme olarak seramiği yeğleyen, sanat objesi üretiminde seramik teknolojisini kullanan sanatçılar, seramiğin geleneksel kodlarından sıyrılmayı ve öznel sanat yaratılarını disiplinin karakterini oluşturan malzemeye sadık kalarak ortaya koymayı ancak biçime dair yürüttükleri pratiklerle mümSeramik sanatı ve tasarımının medeniyet sürecinde insanlığın sanat ve zanaat üretiminin başını çektiği düşünülmektedir. Geçmişi bu denli birikimli olan seramik, dolayısıyla izleyici okumasında yer etmiş kalıcı bir anlama sahiptir. Bu durum, seramiğin ilkelden bu yana bir bakıma varlığını borçlu olduğu eşya tabiatından ileri gelmektedir. Tarihsel olarak seramiğin imgesel ve obje karakteristiği ve buna bağlı anlamı ilkel ihtiyaçlarla şekillenen, yaşama yardımcı işlevsel malzemelere, bu bakımdan da eşyaya dönüşen bir süreç izler. Bu anlamda seramik izleyici zihninde seramiğin ilişkilendirildiği eşya karakteristiğiyle ilgili kültürlerarası bir düzgü oluşturmuştur. Bu bağlamda seramik sanatı özelinde malzemenin ve geleneksel nesne üretiminin getirisi işlevsel biçim göstergebilimsel bir ifadeye de kavuşmaktadır. Özelikle 1960 sonrası değişen sanatsal anlatım ve iyiden iyiye parçalanan geleneksel sanat anlayışı karşısında seramik sanatının bu atmosferin sultasından disiplinin işlevsellikle ilgili kendi iç çatışmasıyla geçtiği görülür. Seramisss sanatçısı ya da malzeme olarak seramiği yeğleyen, sanat objesi üretiminde sersxsamik teknolojisini kullanan sanatçılar, seramiğin geleneksel kodlarından sıyrılmayı ve öznel sanat yaratılarını disiplinin karakterini oluşturan malzemeye sadık kalarak ortaya koymayı ancak biçime dair yürüttükleri pratiklerle mümkün kılmışlardır. Bu anlamda sanat pratiği ele alınan Peter Voulkos’un seramik biçime müdahalesinde biçimde uyguladığı kesme, ekleme, delme, asamblaj gibi işlevi ortadan kaldıran, işlev ve onun getirisi kullanılabilirlik gibi önceden belirlenmiş, kanıksanmış durumunun dışında, işlevsel bağlamından kopararak ve sezgisel biçimlendirme anlayışıyla soyut dışavurumcu tavrı incelenmiştir.kün kılmışlardır. Bu anlamda sanat pratiği ele alınan Peter Voulkos’un seramik biçime müdahalesinde biçimde uyguladığı kesme, ekleme, delme, asamblaj gibi işlevi ortadan kaldıran, işlev ve onun getirisi kullanılabilirlik gibi önceden belirlenmiş, kanıksanmış durumunun dışında, işlevsel bağlamından kopararak ve sezgisel biçimlendirme anlayışıyla soyut dışavurumcu tavrı incelenmiştir.
sssSeramik sanatı ve tasarımının medeniyet sürecinde insanlığın sanat ve zanaat üretiminin başını çektiği düşünülmektedir. Geçmişi bu denli birikimli olan seramik, dolayısıyla izleyici okumasında yer etmiş kalıcı bir anlama sahiptir. Bu durum, seramiğin ilkelden bu yana bir bakıma varlığını borçlu olduğu eşya tabiatından ileri gelmektedir. Tarihsel olarak seramiğin imgesel ve obje karakteristiği ve buna bağlı anlamı ilkel ihtiyaçlarla şekillenen, yaşama yardımcı işlevsel malzemelere, bu bakımdan da eşyaya dönüşen bir süreç izler. Bu anlamda seramik izleyici zihninde seramiğin ilişkilendirildiği eşya karakteristiğiyle ilgili kültürlerarası bir düzgü oluşturmuştur. Bu bağlamda seramik sanatı özelinde malzemenin ve geleneksel nesne üretiminin getirisi işlevsel biçim göstergebilimsel bir ifadeye de kavuşmaktadır. Özelikle 1960 sonrası değişen sanatsal anlatım ve iyiden iyiye parçalanan geleneksel sanat anlayışı karşısında seramik sanatının bu atmosferin sultasından disiplinin işlevsellikle ilgili kendi iç çatışmasıyla geçtiği görülür. Seramik sanatçısı ya da malzeme olarak seramiği yeğleyen, sanat objesi üretiminde seramik teknolojisini kullanan sanatçılar, seramiğin geleneksel kodlarından sıyrılmayı ve öznel sanat yaratılarını disiplinin karakterini oluşturan malzemeye sadık kalarak ortaya koymayı ancak biçime dair yürüttükleri pratiklerle mümkün kılmışlardır. Bu anlamda sanat pratiği ele alınan Peter Voulkos’un seramik biçime müdahalesinde biçimde uyguladığı kesme, ekleme, delme, asamblaj gibi işlevi ortadan kaldıran, işlev ve onun getirisi kullanılabilirlik gibi önceden belirlenmiş, kanıksanmış durumunun dışında, işlevsel bağlamından kopararak ve sezgisel biçimlendirme anlayışıyla soyut dışavurumcu tavrı incelenmiştir.Seramik sanatı ve tasarımının medeniyet sürecinde insanlığın sanat ve zanaat üretiminin başını çektiği düşünülmektedir. Geçmişi bu denli birikimli olan seramik, dolayısıyla izleyici okumasında yer etmiş kalıcı bir anlama sahiptir. Bu durum, seramiğin ilkelden bu yana bir bakıma varlığını borçlu olduğu eşya tabiatından ileri gelmektedir. Tarihsel olarak seramiğin imgesel ve obje karakteristiği ve buna bağlı anlamı ilkel ihtiyaçlarla şekillenen, yaşama yardımcı işlevsel malzemelere, bu bakımdan da eşyaya dönüşen bir süreç izler. Bu anlamda seramik izleyici zihninde seramiğin ilişkilendirildiği eşya karakteristiğiyle ilgili kültürlerarası bir düzgü oluşturmuştur. Bu bağlamda seramik sanatı özelinde malzemenin ve geleneksel nesne üretiminin getirisi işlevsel biçim göstergebilimsel bir ifadeye de kavuşmaktadır. Özelikle 1960 sonrası değişen sanatsal anlatım ve iyiden iyiye parçalanan geleneksel sanat anlayışı karşısında seramik sanatının bu atmosferin sultasından disiplinin işlevsellikle ilgili kendi iç çatışmasıyla geçtiği görülür. Seramik sanatçısı ya da malzeme olarak seramiği yeğleyen, sanat objesi üretiminde seramik teknolojisini kullanan sanatçılar, seramiğin geleneksel kodlarından sıyrılmayı ve öznel sanat yaratılarını disiplinin karakterini oluşturan malzemeye sadık kalarak ortaya koymayı ancak biçime dair yürüttükleri pratiklerle mümSeramik sanatı ve tasarımının medeniyet sürecinde insanlığın sanat ve zanaat üretiminin başını çektiği düşünülmektedir. Geçmişi bu denli birikimli olan seramik, dolayısıyla izleyici okumasında yer etmiş kalıcı bir anlama sahiptir. Bu durum, seramiğin ilkelden bu yana bir bakıma varlığını borçlu olduğu eşya tabiatından ileri gelmektedir. Tarihsel olarak seramiğin imgesel ve obje karakteristiği ve buna bağlı anlamı ilkel ihtiyaçlarla şekillenen, yaşama yardımcı işlevsel malzemelere, bu bakımdan da eşyaya dönüşen bir süreç izler. Bu anlamda seramik izleyici zihninde seramiğin ilişkilendirildiği eşya karakteristiğiyle ilgili kültürlerarası bir düzgü oluşturmuştur. Bu bağlamda seramik sanatı özelinde malzemenin ve geleneksel nesne üretiminin getirisi işlevsel biçim göstergebilimsel bir ifadeye de kavuşmaktadır. Özelikle 1960 sonrası değişen sanatsal anlatım ve iyiden iyiye parçalanan geleneksel sanat anlayışı karşısında seramik sanatının bu atmosferin sultasından disiplinin işlevsellikle ilgili kendi iç çatışmasıyla geçtiği görülür. Seramik sanatçısı ya da malzeme olarak seramiği yeğleyen, sanat objesi üretiminde seramik teknolojisini kullanan sanatçılar, seramiğin geleneksel kodlarından sıyrılmayı ve öznel sanat yaratılarını disiplinin karakterini oluşturan malzemeye sadık kalarak ortaya koymayı ancak biçime dair yürüttükleri pratiklerle mümkün kılmışlardır. Bu anlamda sanat pratiği ele alınan Peter Voulkos’un seramik biçime müdahalesinde biçimde uyguladığı kesme, ekleme, delme, asamblaj gibi işlevi ortadan kaldıran, işlev ve onun getirisi kullanılabilirlik gibi önceden belirlenmiş, kanıksanmış durumunun dışında, işlevsel bağlamından kopararak ve sezgisel biçimlendirme anlayışıyla soyut dışavurumcu tavrı incelenmiştir.kün kılmışlardır. Bu anlamda sanat pratiği ele alınan Peter Voulkos’un seramik biçime müdahalesinde biçimde uyguladığı kesme, ekleme, delme, asamblaj gibi işlevi ortadan kaldıran, işlev ve onun getirisi kullanılabilirlik gibi önceden belirlenmiş, kanıksanmış durumunun dışında, işlevsel bağlamından kopararak ve sezgisel biçimlendirme anlayışıyla soyut dışavurumcu tavrı incelenmiştir.