Tüberkülozun Nadir Bir Tutulumu Olan Kemik-Eklem Tüberküloz Olgusu


Taşbakan M., Erdem Kıvrak E., Çavuşoğlu C., Öztürk A. M., Taşbakan M. S.

7. TÜRKİYE EKMUD BİLİMSEL PLATFORMU “ULUSLARARASI KONGRE” 3-7 NİSAN 2019, Antalya, Türkiye, 3 - 07 Nisan 2019, cilt.8, sa.207, ss.207, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Cilt numarası: 8
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.207
  • Manisa Celal Bayar Üniversitesi Adresli: Hayır

Özet

Giriş: Tüberküloz, hayatı tehdit eden bir enfeksiyon hastalığı olup, tüm

dünyada önde gelen ölüm sebeplerinden biridir. Tüberküloz, vücudun tüm

doku ve organlarında görülebilmesine karşın, %80-85 oranında akciğer

tutulumu ile karşımıza çıkmaktadır. Son yıllarda akciğer tüberkülozu ile

birlikte, akciğer dışı tüberkülozda da artış izlenmektedir. Akciğer tüberkülozu

ile karşılaştırıldığında, akciğer dışı tüberkülozunda tanı koymada daha fazla

güçlük yaşanmakta ve genellikle tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım

gerektirmektedir.

Olgu: Tip 2 diabetes mellitus, hipertansiyon ve böbrek nakli öyküsü olan

54 yaşında erkek hastada 6 aydır aralıklı olarak sol ayak bileğinde şişlik, ısı

artışı, hareket kısıtlılığı, ağrı şikayetleri mevcuttur. Bu nedenle başvurduğu

diğer merkezlerde uzun süreli parenteral ve oral antibiyotik tedavileri almış.

Şikayetlerinin gerilememesi nedeniyle Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi acil

servisine başvurmuştur. Hasta enfeksiyon hastalıkları kliniğinde yatırılarak

takibe alındı. Hastaya ampirik olarak seftriakson ve vankomisin tedavisi

başlandı. Sol ayak bileği eklem sıvısı örneğinde ARB 4+ ve PCR pozitif

saptandı. Bakteriyolojik kültüründe üreme olmayan hastanın antibiyotik

tedavileri kesildi. Kemik-eklem tüberkülozu tanısı konularak INH 300 mg/

gün, rifampisin 600 mg/gün, pirazinamid 25 mg/kg/gün, etambutol 15 mg/

kg 48 saatte bir olarak anti-tüberküloz tedavisi başlandı. Ateşi devam eden

hastadan eklem sıvısı, kan ve idrar kültürleri gönderildi. Eklem sıvısında

ARB 1+ saptandı, tedaviye yanıt olarak değerlendirildi. Kan ve idrar

kültüründe üreme olmadı. C-reaktif protein de ve lökositozunda artış olması

üzerine linezolid başlandı. Ateş yanıtı sağlanamaması nedeniyle meropenem

eklendi. Linezolid tedavisinin 13. meropenem tedavisinin 5. gününde halen

ateş yüksekliği olan hastada rekonstriksiyon düşünülerek meropenem ve

linezolid tedavileri kesildi. Metilprednizolon 20 mg/gün başlandı. Apse

drenajı açısından tekrar ortopedi ve travmatoloji tarafından değerlendirilen

hasta opere edildi ve eklem debridmanı ve yıkaması yapıldı. Mikobateriyojik

kültürde Mycobacterium tuberculosis üremesi oldu, INH ve rifampisin direnci

saptanmadı. Postoperatif ateş yüksekliği geriledi. Hasta immünosüpresif ve

anti-tüberküloz tedavisi düzenlenerek taburcu edildi. İki ay boyunca 4’lü

anti-tüberküloz tedavi alan hastanın tedavisi INH ve rifampisin şeklinde devam edildi. Sol ayakta akıntı şikayeti tekrarlayan hasta bir önceki

taburculuğundan 6 ay sonra enfeksiyon hastalıklarına yatırıldı. Bakteriyoloji

ve mikobakteriyoloji kültürü için doku/biyopsi örnekleri alındı. Dokuda ARB

negatif saptandı. Kültürlerinde üreme olmadı. Taburculuğundan yaklaşık 40

gün sonra aynı şikayetle tekrar yatırılan hastaya ortopedi ve travmatoloji

tarafından debridman uygulandı. Anti-tüberküloz tedavisi 2 yıla tamamlandı.

Takibinde nüks olmadı.

Sonuç: Kemik-eklem tüberkülozu tanı ve tedavide ciddi sorunlar yaşanabilecek

bir klinik tablodur. Özellikle immünosüpresyonu olan hastalarda tüberkülozun

akciğer dışı tutulumlarını aklımıza getirmeli ve multidisipliner bir yaklaşımla

tanı ve tedavi sürecini planlamalıdır.

Anahtar Kelimeler: Kemik-eklem tüberkülozu, böbrek nakli