İTHALAT İHTİYACINDAN İHRACATA: SAVUNMA SANAYİİ HARCAMALARI PERSPEKTİFİNDEN DEVLETİN BEKA MESELESİ


Creative Commons License

Marufoğlu A., Ergün Y.

Cumhuriyet Dönemi Devlet Maliyesi, ÇELEBİ AHMET KEMAL, KOVANCILAR BİROL, MIYNAT MUSTAFA, Editör, Gazi Kitabevi, Ankara, ss.293-320, 2024

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Mesleki Kitap
  • Basım Tarihi: 2024
  • Yayınevi: Gazi Kitabevi
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Sayfa Sayıları: ss.293-320
  • Editörler: ÇELEBİ AHMET KEMAL, KOVANCILAR BİROL, MIYNAT MUSTAFA, Editör
  • Manisa Celal Bayar Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Modern devlet teorisi çerçevesinde, devletin en temel yükümlülüklerinden biri, toplumsal güvenliğin iç ve dış tehditlere karşı korunmasıdır. Bu bağlamda, uluslararası sistemde var olan her devlet yapılanması, bölgesel bütünlüğünü ve ulusal güvenliğini korumak amacıyla askeri ve güvenlik birimleri oluşturmaktadır. Söz konusu kurumsal yapılanmalar, görevlerini etkin bir şekilde yerine getirebilmek için çeşitli askeri teçhizat ve teknolojik altyapıya ihtiyaç duymaktadır. Ülkeler kendi savunma sanayisini kurarak silah ve diğer askeri teçhizatları üretebileceği gibi dış ülkelerden de bu teçhizatlar temin edilebilir. Türkiye'nin savunma sanayisindeki yüz yıllık gelişim süreci, global güvenlik paradigmaları ve ulusal kalkınma hedefleri bağlamında değerlendirildiğinde, son 50 yılda stratejik bir dönüşümün gerçekleştiği gözlemlenmektedir. Bu değişim, hem teknolojik olarak kendi kendine yetme arayışını, hem de siyasi olarak bağımsız karar alma yeteneği gibi farklı boyutları bir araya getirerek, ekonomik büyümeyi de etkileyen çok yönlü bir süreç olduğunu göz önünde bulundurmak doğru olacaktır. Yaşanan dönüşüm  süreci, teknolojik ve stratejik özerklik hedeflerini birleştirirken, savunma harcamalarının niteliğinde de önemli bir değişimi beraberinde getirmiştir. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyeliği sonrasında savunma politikalarını ittifak çerçevesinde şekillendiren Türkiye'nin savunma harcamaları, başlangıçta ağırlıklı olarak ithalat odaklı bir yapı sergilemiştir. Ancak 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uygulanan ambargonun tetiklediği stratejik farkındalık, savunma harcamalarının yerli üretim ve araştırma ve geliştirme (AR-GE) odaklı bir yapıya evrilmesinin önünü açmıştır. Savunma harcamalarının seyrindeki bu dönüşüm, salt askeri modernizasyon hedefinin ötesinde, ekonomik kalkınma ve teknolojik ilerleme hedefleriyle bütünleşik bir strateji olarak şekillenmiştir. Savunma harcamalarının önemli bir bölümünün yerli sanayiye aktarılması, bir yandan dışa bağımlılığı azaltırken, diğer yandan yurtiçi teknolojik kapasite gelişimini desteklediği görülmüştür. Bu stratejik yaklaşım, özellikle son dönemde karşılaşılan uluslararası kısıtlamalara karşı önemli bir direnç mekanizması oluşmasına imkân vermiştir. Türkiye'nin bölgesel güvenlik sorunları ve terörle mücadele gereklilikleri göz önüne alındığında, savunma harcamalarının yerli sanayiyi güçlendirici niteliği stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır. Son dönemde gerçekleştirilen Fırat Kalkanı gibi sınır ötesi operasyonlar sırasında karşılaşılan ambargo girişimleri, savunma harcamalarının yerli sanayiyi destekleyici yapısının önemini yeniden vurgulamıştır. Türkiye'nin savunma harcamalarındaki yapısal dönüşüm, ulusal güvenlik ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra, ekonomik kalkınma ve teknolojik ilerleme hedeflerini de destekleyen çok boyutlu bir stratejik tercihi yansıttığı söylenebilir. Bu dönüşüm, savunma harcamalarının etkinliğini artırırken, ulusal teknolojik kapasitenin gelişimine ve ekonomik büyümeye de kayda değer katkı sağladığı görülmektedir. Bu çalışmada incelenen veriler ile savunma harcamalarının niteliğindeki değişimin, ithalata dayalı harcama modelinden yerli üretim odaklı yatırım modeline geçişin ekonomik ve stratejik etkilerini ortaya koyması amaçlanmıştır.