Bu çalışmanın amacı, önermecilik görüşünü, onun karşıtı ile değerlendirmek ve önermeciliğin önermeler arasındaki ilişkileri önerme temelinde açıklayan bir çerçeve sunup sunmadığını soruşturmaktır. İlk bölüm, doğruluk, anlam, cümle, nesne ve önerme gibi temel kavramlarla birlikte tanıtmaktadır. Devam etmekte olan tartışmaların geniş kapsamını vurgulamak amacıyla koşullu cümleleri örnekler üzerinden tartışan bu bölüm, önermeciliğin motivasyonlarına kısa bir genel bakış sunmakta ve temel argümanlarını açıklamaktadır. Ardından, akademik tartışmalarda yoğun bir şekilde incelenen önermecilik A ve önermecilik B olarak adlandırılan iki temel önermecilik yaklaşımı incelenmektedir. İkinci bölüm ise önermeciliğin her iki türündeki kısıtlamaların analizini sunmakta ve niyetlilik, tutum ve önermeye dayalı olmayan nesneler gibi önemli kavramlara odaklanmakta, mecazi anlam ve gerçek anlam arasındaki semantik nüansları açıklamaktadır. Sonuç bölümü, önermecilik argümanının temelini oluşturan ve önermeler yerine, özne ile önermeye dayalı olmayan nesneler arasındaki ilişkileri vurgulayan örnekler üzerinden, önermeciliğin önermeler arasındaki ilişkilere dayalı olarak cümle anlamının kapsamlı bir çerçevesini sunamadığı ve birçok örneği göz ardı etmekte olduğu sonucuna varılmaktadır.
This study aims at examining propositionalism in contrast to its opposing perspectives, assessing whether it offers a sufficient framework to explain relationships between propositions solely in terms of propositions themselves. The first section introduces essential concepts such as truth, meaning, sentence, object, and proposition. To underscore the breadth of current debates, it explores conditional sentences through illustrative examples and provides a concise overview of the motivations behind propositionalism, outlining its key arguments. Subsequently, the study analyzes two prominent strands of propositionalism—referred to as Propositionalism A and Propositionalism B—both widely discussed in academic discourse. The second section delves into the limitations of these approaches, focusing on key issues such as intentionality, propositional attitudes, and non-propositional objects, while also highlighting the semantic distinctions between metaphorical and literal meanings. The conclusion, drawing on examples that emphasize relationships involving non-propositional objects rather than mere propositions, argues that propositionalism fails to offer a comprehensive framework for sentence meaning, as it overlooks significant aspects of language use.