Dînî, Fıkhî ve Hukukî Bir Kavram Olarak Teşrîʿ Teriminin Serencamı


Akyel R.

ilahiyatname, sa.24, ss.59-88, 2025 (Hakemli Dergi)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Basım Tarihi: 2025
  • Dergi Adı: ilahiyatname
  • Derginin Tarandığı İndeksler: ERIHPlus
  • Sayfa Sayıları: ss.59-88
  • Manisa Celal Bayar Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Bilgiye ulaşma ve onu sistematik biçimde yorumlama çabasının ürünü olan ilmî disiplinlerin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi, kullanılan kavramların doğru anlaşılmasına ve bu kavramların ifade ettikleri anlam dünyasının belirginleştirilmesine bağlıdır. Bu da kavramların tarihsel olarak geçirdiği değişim ve dönüşümlerin tespitiyle mümkündür. Örneğin İslam hukukunun temel kavramlarından biri olan teşrîʿ lafzı, tarihsel süreçte farklı anlam katmanlarına bürünmüş ve bu farklılıklar hem yasama faaliyetinin mahiyetine hem de yasama yetkisinin kime ait olduğu meselesine dair tartışmaları doğrudan etkilemiştir. Özellikle modern dönemde devletin kanun koyma faaliyetindeki yoğunlukla birlikte belirginleşen teşrîʿ kavramı, klasik dönemdeki sahip olduğu fıkhî ve şerʿî anlam alanından uzaklaşarak siyasî ve hukukî bir içeriğe bürünmüştür. Bu durum, İslam hukukunda yasama faaliyetinin mahiyetine ilişkin çeşitli yorum ve tartışmaların ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Teşrîʿ kavramının tarihsel analizini konu edinen bu çalışma, İslam hukukunda yasama faaliyetini karşılamak üzere kullanılan teşrîʿ lafzının tarihsel süreçte hangi anlamlarda kullanıldığını, ne tür anlam geçişleri yaşadığını ve bu geçişlerin ardında hangi entelektüel tavırları barındırdığını incelemektedir. Klasik dönemden başlayarak teşrîʿ kelimesinin anlam serüvenini ele alan bu çalışma özellikle Tanzimat sonrası Osmanlı aydınlarının kullanımına yoğunlaşmaktadır. Araştırmanın önemi, İslam hukuk düşüncesinde yasama olgusuna ilişkin mevcut tartışmaların önemli bir kısmının bu lafzın taşıdığı anlam kapalılıklarından kaynaklandığı yönündeki tespitten ileri gelmektedir. Bununla birlikte çalışma, bir kavramın semantik evriminin hukuk düşüncesindeki zihniyet dönüşümlerini anlamada nasıl bir işlev gördüğünü ortaya koyması bakımından da önemlidir. Bu çerçevede çalışma, teşrîʿ lafzının klasik dönemden modern döneme kadar sözlüklerde ve fıkıh literatüründe nasıl kullanıldığını tarihsel yorum yöntemiyle analiz etmektedir. Ulaşılan sonuçlar teşrîʿ lafzının modern dönem ve öncesinde farklı anlamlarda kullanıldığını göstermektedir. Modern dönem öncesindeki kullanımıyla teşrîʿ şâriʿin emrî iradesini temsil etmekte olup bir şeriat vazetmek anlamındadır. Bu kullanımda bir yorum faaliyeti olan içtihadın, teşrîʿ kapsamında değerlendirilmediği tespit edilmiştir. Buna karşılık modern dönemde ise bir anlam kayması yaşayan terim, devletin emrî iradesini temsil etmek üzere kanun koymak anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Kelimeyi bu anlamda kullananların zihninde şeriat ve kanun özdeşliğinin bulunmadığı görülmüştür. Yani teşrîʿ farklı bağlamlarda ya şeriat vazetmek ya da kanun koymak anlamında kullanılan eş sesli bir terim haline bürünmüştür. Sonraki süreçte ise kelime bir anlam genişlemesi yaşayarak hem şeriat vazetmeyi hem de kanun koymayı kapsayacak şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Bu kullanımda bütün bir içtihat faaliyeti de teşrîʿ kapsamında değerlendirilmiştir. Dahası mezkûr kullanımların, hem kanun koyma faaliyetini fıkıh geleneğinden bağımsız bir şekilde yapmak isteyenlerin hem bu gelenek doğrultusunda yapılması gerektiğini savunanların hem de gelenekten bağımsız yeni bir tür içtihat faaliyetiyle kanun koymak gerektiğini düşünenlerin kendi beklenti ve uygulamalarını meşrulaştırma kaygısıyla ilişkili olduğu tespit edilmiştir.

The proper functioning of scientific disciplines, which are the product of the human endeavor to attain and systematically interpret knowledge, depends on the accurate understanding of the concepts they employ and the clarification of the semantic world these concepts signify. This, in turn, is only possible through identifying the historical changes and transformations that such concepts have undergone. For example, the term tashrīʿ, one of the key concepts of Islamic law, has acquired various semantic layers throughout history, and these semantic differences have directly influenced debates on the nature of legislative activity and the authority entitled to exercise legislative power. Particularly in the modern period, with the increasing prominence of the state’s law-making function, the concept of tashrīʿ has shifted from its classical juridical—sharʿī meaning toward a political and legal sense. This semantic shift has played a significant role in the emergence of various interpretations concerning the nature of legislation in Islamic law. This study, which focuses on the historical analysis of the concept of tashrīʿ, examines the different meanings in which the term has been used throughout history, the semantic transitions it has undergone, and the intellectual attitudes underlying these transitions. Starting from the classical period, it traces the semantic trajectory of tashrīʿ, with particular emphasis on its usage among Ottoman intellectuals after the Tanzimat reforms. The significance of this research lies in the observation that many ongoing debates on legislation in Islamic legal thought stem from the semantic ambiguities embedded in this term. Moreover, the study is significant in demonstrating how the semantic evolution of a single concept can reveal underlying shifts in legal and intellectual paradigms. Within this framework, the study analyzes, through a historical-hermeneutical approach, how the term tashrīʿ was employed in dictionaries and legal literature from the classical to the modern period. The findings indicate that the term tashrīʿ was used with different meanings in the modern period and earlier times. In its pre-modern usage, tashrīʿ represented the commandig will of the Divine Lawgiver and signifies the act of instituting a sharīʿah. In this sense, ijtihād, as an interpretive activity, is not considered part of tashrīʿ. By contrast, in the modern period, the term underwent a semantic shift and came to represent the commanding will of the state, signifying the act of enacting laws. It has been observed that, in the minds of those who used the term in this sense, sharīʿah and qānūn (state law) were not regarded as identical. In other words, tashrīʿ became a homonymous term used in different contexts to mean either the instituting of sharīʿah or the enactment of laws. In the subsequent period, however, the word underwent a semantic expansion and came to be used in a way that encompassed both the instituting of sharīʿah and the making of laws. In this broader usage, the entire activity of ijtihād was also considered part of tashrīʿ. Moreover, the uses of the term in this period appear to be connected to the attempts of different intellectual and political actors to legitimize their own positions—whether those who sought to conduct lawmaking independently of the fiqh tradition, those who insisted it should follow that tradition, or those who argued for a new form of ijtihād distinct from the classical one as the basis for legislation.